Türkiye'nin 2002 FIFA Dünya Kupası'nda elde ettiği tarihi üçüncülüğün ardından geçen 24 yıl boyunca futbol kamuoyu yeniden dünya futbolunun en büyük organizasyonunda yer almanın hayalini kurdu. Ancak bu uzun bekleyişin ardından gelen Dünya Kupası fırsatı, beklenen başarıyı getirmedi.
Dr. Sinan Ağlar'ın köşe yazısında dikkat çektiği üzere, Paraguay karşısında alınan mağlubiyet yalnızca bir futbol karşılaşmasının sonucu olarak değerlendirilmemeli. Bu sonuç, Türk futbolunda yıllardır biriken yapısal sorunların sahaya yansıması olarak görülmeli.
Yıllardır futbola aktarılan milyarlarca liralık bütçelere, modern tesislere ve yüksek maliyetli transferlere rağmen uluslararası başarıların sürdürülebilir hale getirilememesi, Türk futbolunda sistemsel eksikliklerin devam ettiğini ortaya koyuyor.
Köşe yazısında özellikle Paraguay örneği dikkat çekiyor. Yaklaşık 7 milyon nüfusa sahip Paraguay'ın sahada sergilediği disiplin, mücadele gücü ve takım ruhunun, 85 milyonu aşan nüfusa sahip Türkiye'den daha etkili olması, sporun yalnızca nüfus veya ekonomik güçle açıklanamayacağını gösteriyor. Futbolda başarıyı belirleyen unsurların planlama, altyapı, sistem ve sürdürülebilir yönetim anlayışı olduğu vurgulanıyor.
Türk futbolunda yıllardır dile getirilen "yeniden yapılanma", "gençlere yatırım" ve "geleceğe hazırlık" söylemlerinin sahadaki sonuçlara yeterince yansımadığına dikkat çeken Ağlar, sorunun yalnızca teknik kadro veya futbolcularla sınırlı olmadığını ifade ediyor. Sorunun temelinde günü kurtarmaya yönelik yaklaşımlar, altyapı eksiklikleri ve uzun vadeli spor politikalarının yetersizliği bulunuyor.
Öte yandan Türkiye'nin spor başarılarının yalnızca futbolla sınırlı olmadığına da dikkat çekiliyor. Güreş, kick boks, muaythai, boks, tekvando, judo ve diğer birçok branşta Türk sporcuların dünya ve Avrupa şampiyonalarında önemli dereceler elde ettiği belirtiliyor. Buna rağmen bu başarıların kamuoyunda yeterince yer bulamadığı, futbol gündeminin diğer branşların önüne geçtiği ifade ediliyor.
Dr. Sinan Ağlar'a göre bir ülkenin gerçek spor gücü, yalnızca futboldaki performansıyla değil, tüm branşlarda ortaya koyduğu başarılarla değerlendirilmelidir. Kaynakların, ilginin ve desteğin büyük bölümünün tek bir spor dalına yönlendirilmesi, başarısızlık durumunda daha büyük hayal kırıklıklarına yol açmaktadır.
Yazıda, bugün yapılması gerekenin suçlu aramak değil, Türk sporunun geleceğini yeniden planlamak olduğu vurgulanıyor. Futbola yapılan yatırımların yanı sıra diğer branşlara da gereken değerin verilmesi, başarılı sporcuların görünür hale getirilmesi ve sporun bir milli kalkınma politikası olarak ele alınması gerektiği belirtiliyor.
24 yıl sonra yakalanan Dünya Kupası fırsatının kaçırılmış olmasının üzücü olduğu ifade edilirken, asıl tehlikenin bu süreçten ders çıkarılmaması olduğu kaydediliyor. Çünkü yaşanan sorunların temelinde bir maçtan çok, yıllardır değişmeyen anlayışın bulunduğu dile getiriliyor.
Dr. Sinan AĞLAR
Diğer Kategoriler
Aikido
Atletizm
Atıcılık
Badminton
Basketbol
Bedensel Engelliler Spor
Bilardo
Binicilik
Bisiklet
Bocce Bowling Dart
Boks
Briç
Buz Hokeyi Federasyon
Buz Pateni
Capoeira
Cimnastik
Curling
Dans Sporları
Dağcılık
ESpor
Eskrim
GOSBF
Geleneksel Atlı Spor Dalları
Geleneksel Güreşler
Geleneksel Spor Dalları
Geleneksel Türk Okçuluk
Genel
Golf
Görme Engelliler Spor
Güreş
Halk Oyunları
Halter
Hankido
Hapkido
Hava Sporları
Hentbol
Herkes İçin Spor
Hokey
Jiu Jitsu
Judo
Kano
Karate
Kayak
Kaykay
Kempo
Kendo
Kickboks
Kyokushin
Kürek
MMA
Masa Tenisi
Modern Pentatlon
Motosiklet
Muay Thai
Okçuluk
Oryantiring
Otomobil Sporları
Ragbi
Sambo
Satranç
Savate
Sualtı Sporları
Sutopu
Taekwondo
Tenis
Triatlon
Voleybol
Vücut Geliştirme Fitness
Wushu Kung Fu
Yelken
Yüzme
Özel Sporcular Spor
Üniversite Sporları
İzcilik
İşitme Engelliler Spor